18 Temmuz 2009 Cumartesi

Yeni bir sezon başlarken

Uzun bir aradan sonra herkese  merhaba...

Baktım kimseden ses soluk çıkmıyor, duramadım gene sanki :) Yeni yıl başlamadan bir ortalığa bakalım dedim...

Bu yıl bir garip olacak sanki. Herşeyden önce bir sürü şeyi unuttuk gitti. Bizim dışımızda olan. Kapadık bir seneyi arkaya hakem hataları ve rezilliklerle dolu bir yılı... Kendi rezilliklerimiz ve rakiplerimizinkilerle... Hayat bu dedik gene. Evet valla hayat işte... Akıp gidiyor ama... Biz ne alemdeyiz acaba ?

Bir kere Aragones gitti. Geçmiş olsun. Geldiğinde sevinenler, gittiğinde sevinenler ama oturup düşünmek lazım. Takımda ne değişecek. Kim geldi kim gitti...
Emreciksin denilen küçük takım topçusu, ne olduğu anlaşılamayan sakat Josico, saçını kestiren ama değişmeyen Maldonado, iki ayağı da havada iken ayakta duramayacağını öğrenemeyen stoper Can,  verilen şanları kaldırıp kaldırıp atan Gürhan, topun peşinden koşmak için çok parası olduğunu sanan Burak, bu kadar şansı ne yapsam diye anlamayan İlhan
Ha bi de... sakatlanan Edu ve Lugano... 

Takımın eksikleri nerde. Orta saha ön libero... Gelen KİMSE Santrfor Gelen Guzia bile kayıp.. sol boş... Büyük paralara bir ahlaksız alındı... Büyük paralara bazı topçular... Peki büyük oyuncular. Maalesef hala bekliyoruz. Bir transfer Aykut ( eski kovulan ) diğer transfer Daum ( eski kovulan )

Bu iş nereye gider... Bakacağız...

Fenerle Kalın...

8 Haziran 2009 Pazartesi

Aziz ve Asil Duruş

Mehmet'i Fenerbahce aldi, Topuz  jimnastikcilerin elinde kaldi. bayildim bu lafa. Fenerbahce'nin bu asil durusuna da bayildim. Haksiz olan, yaygara kopartarak cok bagirarak hakli oldugunu ispatmalaya calisan bir jimnastikci tayfasi var. Bir de herseyi kurallarina uygun gerceklestiren ve hic sesini cikartmayan bir Fenerbahce yonetimi var. 

Her ne olursa olsun isterse Mehmet Topuz sonunda Fenerbahce de olmasin, ama bu isi sonuna dek takip edilmeli. Herkese haddini bildirmeli, kiminle ve nasil ugrastigini anlamali. ama asla vazgecmemeli, Vazgececege de benzemiyor Aziz baskan.  ama neymis jimnastikci durusuymus. evet saygimiz var ama durusa dikkat etmeli, hep terbiyesiz ve ahlaksiz duruslar sergilememek gerekir. durdugun yere dikkat etmelisin. Dimdik durmalisin ve asla geri adim atmamalisin. Eeeee jimnastikcilerin baskani da bu konuda hep geri adim atmaya aliskin oldugu icin bu konuda da fazla bagirarak geri adim atacagi muhakkak. Cunku baska caresi yok. Bu yil bize gelmese de o tarafa da gidemez. Bu yil kayiptir o oyuncu icin.

sariyla, lacivertle, sevgiyle, mutlulukla kalin


4 Mayıs 2009 Pazartesi

Aragones kalmali mi ?

Mustafa Denizli gunu kurtariyor, Aragones yarini . . .

Kabul edin futbolcular isteyince ve sorumluluk alinca Fenerbahce'nin oynadigi futboldan zevk almiyor musunuz ? Hem de en sirada denilen gorev adamlarinin, yuhalanan siradan futbolcularin. Besiktas macinin 1.Yarisindaki Selcuk-Emre ikilisi size kimi hatirlatti. Selcuk siradan bir oyuncu. Alax, Deivid , Delgoda, Lincoln larin yaninda yeteneksiz hatta. Dunku Selcuk hangi takimda oynamaz ? Bu iste sistem farkidir ve sistem zaman ister.

Aragones hakkinda hepimiz bir seyler soyledik. Gencimiz, yaslimiz, tecrubelimiz, tecrubesizimiz . Ama o bildigini yapmaya devam etti. Sistemi konusunda direndi. Hizli, ileri ve ayaga pas . . Adamina gore futbol degil, sistemine gore futbol oynatmak konusunda direndi. Peki ne oldu ? Bir seneyi kaybettik. Bu is bir senede olacak is degil cunku. Ispanya milli takimina bakin. 4 yil surdu bu is. Bizde de zaman alacak. Para var ama zaman var mi ? Onu bilemem. O kadar sabirli miyiz gorecegiz.

Futbolcu kalitesi onemli ama o da zamanla gelecek. Once bu isin temelleri atilacak. Sonra futbolcu kalitesi gelecek. Disiplinsiz, cani isteyince oynayan gidecek, cok yetenekli bile olsa. Cunku sistem herseyden onemlidir.

Mustafa Denizli ise gercekten gunu kurtariyor. Sampiyon yaptigi takimlarin bir sonraki senesine bakin. Ornek : 2000 - 2001 sezonunda Fenerbahceyi sampiyon yaparken 7 tane oyun kurucu ile oynamasi hala gozumun onunde.. Nitekim ertesi seneler gelen cokuntu bu basarinin bir tesaduf oldugunun gostergesiydi.. Aragonesin yarattıgı ispanya milli takımi ise bugun hala zirvede..Bu sabri gosterebilmek burda onemli olan.. Tek sorun Aragones´in yasi ve devam edip etmeyecegi.. En onemli sikinti bu...

Yoksa Aragones ile devam edip, Avrupada'ki buyuklerin yaptigi gibi, Brezilya kokenli Brezilya'lilardan kurtulma vakti mi ?

Not : Ama Alex gitmeden Fortis(Turkiye) kupasini kaldirsin :))

21 Mart 2009 Cumartesi

Sadece bir maçın ardımı ?

Gene kahır dolu bir sezon ama en azından kadro büyüklüğü buralara taşıyor bizi. Çok inanarak söylüyorum bunu. Şaka yapmıyorum maalesef.

Yaşı yetenler hatırlar 6 - 0'lık maçı... O maçı hatırlar da o sezonu pek hatırlamaz. Neler yaşandığını. Ortegayı hatırlar, o garip Alman TD'yi hatırlar... Orada kalır. Nasıl düşüş yaşandığını. UEFA şansının bile ne garip maçlarda ne garip hakem kararları ile elinden alındığını.

Dünkü Bursa maçı ile ilgili çok teknik yoruma gerek yok. Ne söylensin ki. Semih'in ileride top tutma özelliğini herkes hayranlıkla izlemiştir her halde. Ve neden büyük yedek olmasının gerekliliğini de görmüştür. Gücü neredeydi sizce Semih'in. Gollerden sonra hani parmağını emerek çılgınca (!) sevinen Semih'in.
Sizce Semih İngiltere de ne kadar başarılı olur. Hani pas üstadı Semih. Alex'ten çok ama çok şey öğrenen.

Büyük futbolcu Emrecik'sin ? Ya da yedekten oyuna girenler ? Alex'siz bu takım daha iyi oynuyor diyenler.

Ama bunların üzerinde şeyler var işte... Yönetimi suçlama nedenim yapılmış olana inanamamam. Olan bitene sessiz kalmaları. Tüm tribünler koro halinde Emre'ye küfrederkenki yorumsuzlukları. Ya da sorumsuzlukları. Hakem kararlarına tepkisizlikleri. Federasyonun çifte ayrımcılığına sessiz kalışları.

Ben takımın potansiyelini ve aslında Aragones'in istediği futbolu gördüğümü düşünmeye başladım. Zaman zaman sergileniyor. Ama niye her zaman değil bunu bilemedim hala...

Sorun hep yazdığım ve bazı arkadaşlarımın da ufak ufak kabullenmeye başladığı gibi başka bir güzellik sanki.
Dün gene yenildik diye herkes görmezden gelecek hoş yendiğimizde de pek kimsenin gördüğü yok ya.
Hani bizim sahada tüm kaleciler vakit geçirir ve hakem ehh işte bir uyarır ya da 88'de kart gösterir ama lütfen... Volkan kaçıncı dakikada kart gördü ?
Emre'ye yerde yumruk atıldı... Ne oldu ? Bursa ilk yarı sertti diyorlar. Ben diyorum ki Bursa futbol oynatmamak ve korkutmaya oynadı. Hakemin de izni, yardımı ve desteği ile. Bazı topa girişler bile fauldü. Fenerli futbolcular sakatlanma korkusu ve panikle topu ayaklarından çıkarmaya uğraşıyorlardı.
Kabul Semih mücadele etmedi ama o çalınmayan faullerinin birinin aleyhimize penaltı olarak dönmesi neydi ? Ya hadi hepsinden ama hepsinden geçtim. İki tane hareket var ki ( Emre'ye yapılanı ve onun da sarı kart görmesini, arkadan çekmelerin pasgeçilmesini de geçtim...)
Gökhan'a yapılan faul dünyanın her yerinde kırmızı karttır. Her yerinde... Ayak havada ve 2-3 metrelik yerden kayarak direk bacağa vurulan tekme...
Bir diğeri de Emreciksin'e yapılan vücut darbesidir topsuz alanda. Böyle durumlarda kırmızı kart almak için yere yatıp kıvranmak mı gerekiyor ?

Ve penaltı ? Allah belanızı versin diyorum. Başka da birşey demiyorum.

Dün akşam Bursa'da hakem destekli bir vur - kır - parçala senaryosu gerçekleşti. Kimse hakeme rağmen yenmek lazım demesin. O penaltı çalındığında Semih'e verilmeyen ve ikili mücadele diye geçilen pozisyonları da verseydi keşke şerefsiz yayıncılar...

Siz sakin kalın, Fenerle kalın...

9 Mart 2009 Pazartesi

Kayserispor - Fenerbahce

Bazı alıntılarla bu maçla ilgili düşüncelerimi sıcağı sıcağına paylaşmak istiyorum :

İki sivas maçındaki iyi mücadele ve futbol ile hava yakalayan, rakiplerinin puan kayıplarıyla potaya giren fenerbahçe'nin kazanması gereken bir maçtı. Diğer taraftan da takımın bu seneki deplasman performansı ortadaydı. Bunun yanında bir de rakibin yeni stadındaki ilk maçı olması ve zeminin bozukluğu gibi faktörler söz konusuydu. fenerbahçe ilk yarıdaki iyi futbolu neticesinde attığı iki golün üzerine "ikinci yarı maçı vermeyiz" diye düşünüyordum. Hatta Guiza ısınmaya başlayınca tamam 3 hatta 4 ü bulacağız derken Volkan kırmızı kart gördü, Guiza'nın girme işi yattı, takım on kişi kaldı. Bir de buna volkan babacan'ın girdikten sonra bir iki pozisyondaki acemilikleri eklenince açıkcası bir tedirginlik oldu. "Emre birazdan kırmızı kart görür" diye endişelenirken aragones oyundan aldı da en azından maçı on kişi tamamlayabildik.
Yerine niye Emreciksin'i değil de Guiza'yı aldı ? Anlamış ve doğru bulmuş değilim.

Alex de souza'nın ayağının(her ikisinin de) değdiği atakların güzelliği bir başkaydı. Ayrıca ikinci yarıda da takım zorda kaldığında topu her ayağına aldığında oyunu rahatlattı. Gökhan Gönül her zamanki gibi ortalarda iyi değildi(gerçi bu sefer 3 tane güzel orta yaptı), onun dışında defansif anlamda ve ileri çıkıçlarda etkiliydi. Kupa maçında sivas'ın attığı golle ilgili "carlos geldiğinden beri kendisinden beklenen golü bilica attı" gibi bir yorum okumuştum, fakat kullanılan frikikte kaleciden dönen toplar asist sayılsa Carlos asist krallığında iddialı olurdu, hakkını yemeyelim. Ayrıca Alex'in attığı ve atamadığı gollerde de paslar onun. Bu aralar formda. Lugano çok önemli müdahalelerde bulundu. Mücadelesi ve yerinde müdahaleleri ile defansta takımı toparlayan isimdi. Hala anlaşma yapmıyoruz, her hafta fiyatını arttıtıyor.

İlk devrenin sonunda Uğur Boral çıktı, galiba sakatlıktan ötürü oyundan alındı. Rakibin müdahalesine faul bile verilmedi, oysa bodoslama uğur'a daldı kayserili oyuncu.

Puan kaybı olsaydı fatura çıkacak oyuncu belliydi : Volkan Demirel. Can havli ile belki bizlerde aynı hareketi yapabiliriz ama miyonlarca Eura'ya Fenerbahçe'de oynuyorsun, yapmayacaksın.

Bir de Emre'ye iki çift lafım var. Yapilan faul, hafif bir sakatlik gecirdin. Ama hiç bir uygar insan bogazini kesme isareti ile rakip oyuncuya mafyavari gozdagi veremez, hele benim takımımım oyuncusu ise. Emre o işler Cincon'da kaldı; burası Fenerbahçe. Milli takım kaptanı mısın ? Mayfa mısın ?

Aynı maçtan başka bir örnek : Semih'e yapilan faul, mikrofonlar sagolsun, Semih'in dediklerini duyuyoruz : "ayip olmuyo mu mehmet?".. ikisi de ayni takimda.. ikisi de buyuk paralar aliyor, ikisi de milli takim gormus, buyuk basarilarda yer almislar ama demek ki fark var bir yerlerde, degisemeyecek bir fark. Bu arada Semih ile ilgili bulduğum bir istatistik : Son 3 sezonda 33 gol atmış. Bunların 30'unu alex'in oyunda olduğu dakikalarda atmış.

Galatasaray maçına kadar ikisi içerde üç maçı var Fenerbahçe'nin. İçerideki maçları(Kocaeli ve Eskişehir) kazanacağını düşünüyorum. Deplasmandaki maçı da(Bursa) kazanırsa Galatasaray maçına kadar puan durumunun alması muhtemel tablo ile beraber çok ilginç ve heyecanlı bir maç yaşamamız muhtemel ASY'de.Puan kaybetme kredisini kötü kullanan bir fenerbahçe'nin şampiyon olabilmek için deplasmanda Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzon maçlarından iyi sonuçlar alması şart zaten. Takımın performansının ve havasının yükselişte olması bir avantaj olacaktır tabii ki. Fenerbahçe Beşiktaş'la beraber son düzlüğe en iyi hava ile giren takım. Biraz da Avrupa'daki gidişattan ötürü Galatasaray.

Tolunay Kafkas, Carlos'a kabadayılık yapıp üzerine yürüyerek futbolculuk ve teknik direktörlük kariyerindeki sayısız başarılarına bir yenisini eklemiştir. Başarılı ve sürekli olmak için 'altyapının' ne kadar önemli olduğunu Bülent Uygun ile birlikte herkese göstermiştir.

Kaybettiğimiz zaman hakem için konuşmayı sevmiyorum ama bu sefer kazandık ve hakem için 1-2 çift laf söylemeliyim : Bünyamin Gezer otoriter olmak için suratsız olmak gerektiğini ve bunu hakemlik için çok gerekli olduğunu sanıyor. Bana göre kötü bir maç yönetti. İstediği zaman doğru kararlar verebilirken, bazı pozisyonlarda gerekli düdükleri çalmaktan acizdi. Emre'nin ve Deniz'in gördüğü kartlar haksızdı , neyse ki ikinciler gelmeden maç tamamlandı. İlk yarıda Uğur Boral'ın yediği dize faul bile vermeye tenezzül etmedi . Kayserispor adına belki 10 dan fazla ceza sahasına tehlikeli orta yapılabilecek faul verildi , bunlardan yanlış olanlar vardı. Bu maçta Kayserispor 1(yazıyla bir) sarı kart gördü. Mehmet Topuz'un atılması gereken maçta 98 dakikayı tamamlaması da bir Bünyamin Gezer başarısıdır.

Fenerbahçe tribünü de gayet iyiydi TV'den algılayabildiğim kadarıyla. Son iki Sivas maçında da gördüğüm kadarıyla, tribünlerin de havaya girmesi iyiye işaret. Bu mücadele devam ettiği sürece şampiyonluk yarışına renk katacaktır Fenerbahçe.

T

23 Şubat 2009 Pazartesi

Senaryo Gerçekleşiyor...

Herkese merhaba,

Bizimkiler Gençlerbirliği'ne hiiiiçççç kendilerini sıkmadan ve top oynamadan 1-0 mağlup olma başarısını gösterdiler. Kızdık, öfkelendik. Niye ki ? Bu takımın şu anda tek bir hedefi var. Kupa... Haaa yenseydik süperdi. Sivas'la fark 5... E ona kalırsa İBB maçını da alsaydık 2... Olsa olsa...

Şimdi "senin teori daha ilginç değil sanki. Yok şampiyon şu olacakmış, kupa bize verilmiş" dediğinizi duyar gibiyim. :)
Bu sene Fener'i böyle seyredeceğiz. Bazen topçular kızacak ve oynayacak. Bazen patlayacaklar. Ama bu sezon böyle bitecek. Ve bence kupa iyi de böyle bir senaryo ile almamız inanılmaz.
Hakemler ile ilgili düşüncelerim ortada, bir de buna hadi Hacettepe maçı ölçü değil de, kupa maçlarındaki performansı ekleyin. Bu takımın ölçüsü normalde de bu değil ki...

Sadece Semih'i yere göğe sığdıramayanlarla Lugano'yu beğenmeyenlere iki çift lafım var. Bir de Emreciksin'e...
Semih kurtarıcı olamaz. Hojdonk stili oynamaya çalışıyor ama arada küçük bir fark var. Zeka...
Lugano Avrupa'da her takımda oynayabilecek kalitede bir futbolcudur.
Emreciksin sanıldığı kadar iyi topçu değildir. Topçu ise de iyi futbolcu değildir.

Şimdi de biraz cincon yazacağım izninizle...

Yahu ne oldu... Hani benim komplo teorisine göre olacaklar mı oluyor yoksa ? Hani cincon olacaklara uyandı bağırıyor dediğimiz olay...
GS geçen sene hakemlerle kaç puan aldı arkadaşlar... Son 6 hafta bir td bile yoktu sanki hatta. Değil mi ? Ve biz bu takıma şampiyonluk vermiştik değil mi ? Hani bir kaç maçta puanları gasp edilen, kupa da  C.Çakır tarafından doğranan biz. ( ki bu C.Çakır'ın bizim maçımızı yönetmesini istedi başkan. Hatta bizim arkadaşlardan birinin de şahit olduğu ilginç bir yemek sonrası. Hani LİG TV - Rtük başkanının falan da katıldığı bir yemek :))
Gs golleri de puanları da buldu. Biz kendimizi yine "e yenseydik kardeşim gs'yi" diye pompalayan basının gazı ile avuttuk... Kendimize kızdık...

Bu GS bu sene kaç kere maç tekrarı istedi. Hakem hataları diye saldırdı ki ilk yarı baya da puan toplamışlardı o hakem hataları ile... Sonra terse döndü rüzgar ve uyandı büyük başkan bu işe. Hangi başkan mı ? Hani Denizli maçı öncesi saat konusunda ortalığı yıkacak kadar iddialı olan. Hani bizim gene kendimize kızdığımız senenin o ben geldim hallettim diyen başkanı. Hani geçen sezonun son 6 maçını td.siz geçirecek kadar takımına (!) güvenen başkan. Hani kendine güveni 1000 olan. Tanıyamadınız mı ??? Adnan Polat yahu...
Şimdi birden td gönderiliyor. Üstelik ligin en pahalı takımı onlar.  Parasız pulsuz edebiyatı da yapamazlar ki şimdi. Gazeteler üzülür yazar ya neyse :)

Sakın kimsenin içinden gene, "kardeşim sana ne gs.den biz dökülüyoruz. Onların derdi seni niye gerdi ?" gibi birşey geçmesin. Amacım cincon yazarak bu blogu kirletmek değil...

Türkiye'de neyin nasıl yürüdüğünü dünün çoşkulu - güvenli takımının da halini göstererek ortaya koymak. Fenerle ilgili yazdıklarımı, cincon'la ilgili yazdıklarım ve günün gerçekleri ile birlikte bir daha değerlendirin bakalım.

Kime kızacaksınız daha fazla...

Fenerle kalın...

27 Ocak 2009 Salı

Öğrenememek

Fenerbahce seyircisi ne zaman öğrenecek, bu sahada kimler ıslıklandı Deivid, Alex ve niceleri, ama bu is ıslıkla cözüm olmuyor, moral bozuyor. Hiç mi taktiğe bakmazlar, stadın heryeri teknik direktorle dolu ama hiç mi görmezler. Guiza tek basina ilerde ne yapabilir, 3 kisinin arsında ne kadar basarili olabilir. Tek basina kimlerle basa cıkabilir. Adamı islıklayıp yuhalamakla ellerine ne gecer acaba. Biraz ama biraz olsun düşünmezler mi?